Ana səhifə TÜRK DÜNYASI AGİT, İnsan Hakları ve benzeri kuruluşlar nerede?!.

AGİT, İnsan Hakları ve benzeri kuruluşlar nerede?!.

Müəllif: Bizim Yazı
40 baxış

Rafet ULUTÜRK /Bulgaristan temsilcisi

Dünya Türk Genç Yazarları Türk Dünyasının Şah Damarı Bakü’de bir araya geldiler

Bakü’de Dünya Türk Genç Yazarlar Birliği (DTGYB) Azerbaycan Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Gençlik Fonu ve diğer kurum ve kuruluşların desteği ile hayata geçirdiği, “Geldik, Gördük, Yazdık” Projesi kapsamında bir araya geldiler.
Türk Dünyası’nın her yerinden katılan Türk yazarlar kendi aralarında kültürel yakınlaşma, bütünleşme ve işbirliği yapmak, geliştirmek ve pekiştirmek amaçlı “Geldik Gördük, Yazdık” adlı projenin 05 – 11 Kasım 2012 tarihleri arasında Bakü’de temelleri atıldı. Burada asıl amaç Azerbaycan halkının sıkıntılarını, haklı oldukları Dağlık Karabağ sorununu ilk önce Azerbaycan dışında yaşayan Türklere ve ardından tüm acı gerçekliği ile dünya gündemine taşımaktır.
Bu proje adına, Balkanlar’dan Altaylar’a; Türkmenistan’dan Sibir¬ya’ya; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar, Türklerin yaşadığı her coğrafyadan gelen Türk Genç Yazarları bir araya geldiler. “Dilde, Fikirde ve İşte Birlik” şiarını hayata geçirmek için 12 devletten 17 delege bu toplantıya iştirak etti.

Azerbaycan devleti dünya standartlarında

Ben de İstanbul Atatürk Havaalanından AZAL hava yolları ile yola çıktım. Azerbaycan uçaklarının da kalite ve hizmet hususunda Türk Hava Yolları’na eriştiklerini gördüm. Teknolojinin son ürünleri kullanıldığına tanık oldum ve çok memnun kaldım. Ayni zamanda burada Azerbaycan devletinin dünya standartlarına ayak uydurduğunu görüyorsunuz. Hosteslerde çok saygılı ve bilgilendiriciydiler, bu kısa zamanda eskiden neredeyse hiçbir iz kalmamış. Yani dünyaya ayak uydurmada Azerbaycanlı kardeşlerimizi zirveye çıktıklarını görebilirsiniz.
Uçak yolculuğunda bulutların üzerine o yüksekliğe çıktığında bulutlar kendi esrarlı yerini kaybetmeye başlarlar. Ulaşılmaz olmalarından kaynaklanan bir hayranlığımız vardır bulutlara karşı fakat şimdi bulutların üzerinde dans etmiş bir şövalye olarak, bulutların öyle insandan daha yüce bir şeyler olmadığı hissine kapılıyor insan. Ayrıca kuşlarında istediği yöne uçabilmelerinden başka, uçağa binen insanlardan daha hür olduklarına inanmazsınız artık. Uçaktan inseniz de hürriyet bıçakla kesilir gibi kesilmez, tekrar havalanacağını bilmek teselli ediyor insanı. Ama her şeye rağmen yine de uçaktan inmek her şey için yeni bir başlangıçtır. Dilerim her uçağa binişim de bu başlangıçların iyi meyveleri ile sonuçlanmış olur.
Azerbaycan Devletinin nereden nereye geldiği net olarak görünmektedir. İlk – 1, 2 ve son 3 numarada Türk denizine niçin göl dediklerini düşündüm…
Uçaktan Haydar Aliyev Hava Limanı’na indik, bizleri kapıda Azerbaycanlı kardeşlerimiz hep bilinen o güler yüzleri ile karşıladılar. Aramızda o sıcak kucaklaşmalardan sonra İlgar kardeşimizin kendi özel arabası ile kalacağımız yere doğru yola çıktık. Bizleri Bakü merkeze yakın otele götürdüler. Burada da bizleri Ekber Goşalı Başkanımız ve ekibi samimi bir şekilde karşıladılar, hepimizle ayrı ayrı ilgilendiler ve odalarımıza kadar götürüp yerleştirdiler.
Bakü’de otel çok güzeldi, balkona çıktım Hazar Denizi görünüyordu, birden geçmişe döndüm ve bu Türk denizine niçin göl dediklerini derin derin düşündüm…

Bakü’de güneş her gün genç olanlar ve de yüreği genç kalanlar için bambaşka doğar

Burada aramızda bir de İbad Hüseynov Gazimiz vardı, yanında da bir Albay kendisi gazimizin komutanıymış meğer. Albay anlatıyordu: “Biz ilk Kurultayda Türkiye’de 1993 yılında Özbek, Kırgız, Kazak, Azerbaycanlı, Türkmenlerin kardeş olduğunu orada öğrendim, hatta baya şaşırmış idim bu nasıl olur diye. Amma bu gün artık hepimiz bunu öğrendik, işte şimdiden sonra da aramızda kaynaşmayı da sağladıktan sonra artık büyük işler yapmaya başlayacağız” dedi. Gazimizin filmini seyrettik nasıl Ermeniler ile savaşmış. Yemekten sonra Gazimiz ile birlikte toptan hatıra fotoğrafı çektirdik.
Güneş her gün genç olanlar ve de yüreği genç kalanlar için bambaşka doğar. Güneş ondan nasiplenmeyi bilenler için sonsuz bir güç kaynağıdır. Güneşin doğması yorgunlukların kader defterine devredilmesi demektir. Burada Türk Genç Yazarları da bu şekilde Hazar Denizinin kıyısında her sabah güneşi karşılarlardı.
Kahvaltıda akşam görüşemediğimiz arkadaşlarımızla kucaklaştık, yeni arkadaşlar ile tanıştık, önceden yapılan programda ufak bir değişiklikten sonra ziyaretlere başladık.

Azerbaycan’ın Ölümsüz Şehitlerini Ziyaret

Azerbaycan Milli Meclisi Milletvekili Ganire Paşayeva’nın eşliyinde Azerbaycan’ın ölümsüz lideri merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in mezarını, Şehitler Hiyabanı’nı ve Bakü Türk Şehitliği’ni ziyaret ettik. Şehitliğe girer girmez yamur çilemeye başladı, bu damlalar şehitlerimizin gözyaşlarıydı sanki çok etkilendik. Türk Dünyasından gelen tüm yazarlar şehitliklere hep birlikte çiçek koydular. Fahri Hıyaban’da akademisyen Zarife Aliyeva, Şair Xalil Rza Ulutürk, Şehitler Hiyabanında ise şehit gazetecilerden Çingiz Mustafayev, Salatın Esgerova ve Ali Mustafayevi de ziyaret etdik. Bir de burada ( – Bakü Türk Şehitliyi’nde) Bulgaristan Türkü’nünde de, Balkanlardan da şehitlerin olduğunu anlatan levhe gördüm. Şehitlerimize dualar okundu.
Şehitlik ziyaretinde basına açıklama yapan Sn. Paşayeva “Karabağ sorununun çözümünde ve bu sorunun tüm dünyaya duyurulmasında ortak hareket etmeliyiz, 17 ülke ve topluluktan katılanların, Azerbaycan’ın gerçekliklerini yakından tanıyacaklarını” söyledi. Karabağ sorunu ve Hocalı soykırımının Türk Dünyası’nın ortak problemi olduğunu vurgulayan Paşayeva, bu sorunların çözümünde ve Hocalı soykırımının dünyaya tanıtılmasında ortak hareket edilmesi gerektiğinin üzerini çizerek “Burada yatan tüm şehitler Türk Dünyasının şehitleridir” diye belirtti.

Karabağ-Türk Dünyası’nın Ortak Problemi

Uluslararası konferans; Azerbaycan’da Atatürk Merkezinde düzenlenen “Karabağ-Türk Dünyası’nın Ortak Problemi” Uluslararası Konferansı ile görevimize başladık.
Azerbaycan’da Atatürk Merkezi, TİKA, TÜSİAB, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü SB, Azerbaycan Cumhuriyeti Gençliğe Yardım Fonu, ATHEM ile ortaklık içinde 12 Türk Devlet ve Topluluğundan (Türkiye, Türkmenistan, Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Gagauz Yeri, Başkurdistan, Kırım-Ukrayna, Kerkük -Irak) 17 genç yazar ve gazeteci Azerbaycan’da bir araya geldiler.
Açılışa Milletvekili Sn. Ganira Paşayeva, konuşmasında; “Bu gün Türk Dünyası’nın her yerinden yazarların Bakü’ye gelmesi ve Azerbaycan Türklerine sahip çıkmanızdan dolayı sizleri kutluyorum. Sizler Azerbaycan topraklarına hoş geldiniz sefalar getirdiniz” dedi. Devam etti, “Türk Dünyası’ndan gelen yazarların yeni bir bin yılın başında Azerbaycan’da toplanması çok anlamlıdır. Biz Türkler – dostluk ve sevgi hareketiyiz. Bizler tarih boyunca kendi kültürümüzün kıymetini pek bilmedik. Şimdi Türk ülkeleri istiklallerine kavuşuyor. İstiklalin korunması milli ve manevi güçlerin kuvvetlenmesine bağlıdır. Amacı Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Problemi’ni Türk Dünyası’nın ortak problemi haline getirmek ve buraya gelen yazarların dili ile dünya kamuoyuna duyurmak olan bu toplantı, eminim ki, büyük sonuçlar doğuracak ve haklı Karabağ meselemiz Türklerin gözlemleriyle dünyaya yansıtılacaktır. Çünkü dünya artık içinde Türk’ün olduğu meseleler olunca önyargılı ve taraflı bir tavırla gerçekleri göz ardı etmekte ve haklı olan davalarını dünya görmezlikten gelmektedir. İşte değerli gençler bu gün TÜRK BİRLİĞİne ne kadar ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya çıkmıştır” dedi.
Ardından Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği Başkanı Ekber Goşalı ise, konferansı “Geldik, Gördük, Yazdık” adlı bir proje kapsamında düzenlediklerini, misafir yazar ve gazetecilerin ülkelerine döndükten sonra Karabağ konusunda kaleme alacakları yazıların kitapta toplanacağını ifade etti.
Toplantıda Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği Kültür Müşaviri Seyit Ahmet Arslan, KKTC Bakü Temsilcisi Sadettin Topukçu, TUSİAB Başkanı Murat Bakır, Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarından Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Gagauz Yeri, Bulgaristan, Romanya, Kırım, Makedonya ve Irak’tan gelen temsilciler birer konuşma yaptılar.
Konuşmacılar Türk Dünyası Birliği konusunda, Karabağ gerçeklerini dünya kamuoyuna duyurmak için yapılan ve yapılması gerekenler hakkında düşüncelerini belirtiler. Türk Dünyası’nın her köşesinden gelen yazarlar konuşmalarını genel olarak eğitim, ekonomi, kültür, siyaset ve gelecekleri üzerine yaptılar. Bu konuşmaları dinlerken bazen gözlerimiz doldu, bazen sevindik, bazen de göğsümüz kabardı. Bizler bu konuşmaların hepsini Türk Dünyası’nın umutlu geleceğine uzanan eller olarak görmekteyiz ve hepimiz öyle görmeliyiz. Şahsen bu toplantılarda Dünya Türkleri’nin durumu hakkında çok şeyler bilmediğimizi öğrendim. “İNSANLAR İÇİN ÖĞRENMENİN BAŞI OLAN, SONU OLMAYAN BİR UĞRAŞ” olduğunu bir kez daha idrak ettik.
Bulgaristan Türklerinin mensubu olarak ben de Azerbaycanlı kardeşlerimize destek vermek için katıldığım toplantıda özetle aşağıdaki konuları vurguladım:
Türk Dünyasının Şah Damarı olan Azerbaycan Türklerine Bulgaristan’ın Kocabalkan, Rodop Dağlarından ve Deliorman ovasından kucak dolusu selamlar getirdim.
“Biz Türkler, devletsiz yaşamadık, yaşayamayız ve dünya devlet kurmayı bizlerden öğrenmiştir, ancak artık Türk gibi başlayıp Türk gibi bitir dedirtmeliyiz. Artık gerçek ve doğru tarihi anlatmak lazım, binlerce film yaparak, on binlerce dizi üreterek Türk tarihini dünyaya göstermemiz lazım. Her şey sabır işidir, benim Türk gençlerine üç tavsiyem olacak:
1. Hayallerinizin sonu olmayacak
2. Ağır şartlar karşısında düşüp yıkılmayacaksınız
3. İnanç ve dava adına savaşırken kesinlikle mükâfat beklemeyeceksiniz.
Bedenleri ruhlara galebe çalanlar, asla büyük işler başaramazlar, ruhlar bedenlere galebe çalmalı!.. Birde şahsınıza yapılan zulmü affedin ki zalim olmayasın. Fakat Devletinize veya Milletinize yapılan zulmü hiç bir zaman asla ve asla affetmeyiniz. Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.
Ayrıca buradan 2 önerim olacak;
1. Artık Türk Dünyası’nın bir takvimini yapmalıyız, bu da Türk Dünyası’nın önemli olaylarının sıralandığı ve belirli tarihlerde anma törenlerini anımsatacak bir takvim olucak.
2. 1950-60 yılları arasında komünizmi yaymak üzere Komünist Rusya tarafından Bulgaristan’a Azerbaycanlı öğretmenler gönderilmiş, fakat kısa sürede bunların Türkçülük yaptığının ve yaydığının farkına varınca apar topar rejim tarafından geri gönderilmişlerdir. İşte bu gün Bulgaristan’da Türkçülüğe hizmet eden bu öğretmenlerimizden hala sağ olanları araştırıp bulalım ve Bulgaristan’da sağ olanlarla tekrar buluşturalım. Gerek Bulgaristan’da gerek Azerbaycan’da bir araya getirelim, böylece Azerbaycan Türkü ile Bulgaristan Türkü’nün kaynaşmasında büyük bir adım atılmış olacaktır.
Karabağ sorunu ve Hocalı soykırımı sadece Azerbaycan’ın prob¬lemi değildir, bu artık tüm Türk Dünyasının ortak problemidir. Burada gördüklerimizi tüm Türk Dünyası’na, kendi bölgelerimize ulaştıracağız. 200 yıldır bizim gözlerimizi kapatan Rusya artık başarılı olamayacaktır, bu dönemin sonuna gelindi.
Artık Dünyada yeni bir güç oluşuyor ve bu gücün fikri desteği ve kuruculuğu bize – hepimize görev yüklemektedir. Bu güç Türk Dünyası olacak, bu gücün bu günkü güçlerden farkı adaleti kendi çıkarına göre değil, çıkarlarını adalete göre ayarlamasıdır. Bizler Türk Yazarları şunu çok iyi biliyoruz ki, “Bir Kalem, Bin Silahtan Üstündür”! Bunu çok kısa zamanda herkes kavrayacaktır.
Buradan tüm Türk Dünyası’nın analarına sesleniyorum; “Çocuk¬larınızı yetiştirirken onları Dünyayı yönetebilecek bilgi, beceri, birikim ve ahlakla donatarak yetiştiriniz. Biz bu ağır işin altından kalkamasak da, sizin büyüttüğünüz gelecek kuşaklar bu ağır yükü bulunması ge¬rektiği olan yüksekliklere rahatlıkla taşıyacaklardır. Türk Birliğine Dünyanın ihtiyacı vardır; bunu herkes idrak etmeli, dünyada kim adaletin hâkim olmasını isterse, bu birliğe destek olup sahip çıkmalıdır.” Son olarak da işgal altındaki Dağlık Karabağ, sadece Azerbaycan Türkleri’nin sorunu değil, bu sorun tüm Türk Dünyası’nın hatta insanlığın sorunudur” diyerek sözümü bitirdim.

HAYALLER BEYAZ KÂĞITLARA DÖKÜLDÜ

Buraya Türk Dünyası’ndan gelen yazarlar, genç beyinler geleceğe dair beklentilerinde ne varsa onları masaya koydular, ideallerini hayallerini bembeyaz kâğıtlar üzerine yazdılar. Bu hayallerin bizden sonra gelecek nesillerin gerçekleri olacağının bilincindedirler. Buradan çıkan sonuç: Karabağ, sadece Azerbaycan’ın sorunu değil!.. Karabağ bütün Türk Dünyasının sorunu olduğu ortaya çıkmış oldu. Bir ülkü için bir ülke için kalplerinde aynı şeyleri geçirenler bir aradaydılar.

Lütfen Dünyaya Gerçekleri Duyuralım

Tüm bu gerçekler ortadayken bu organizasyonun amacına uygun olarak okuyanlardan ricamız, Dağlık Karabağ probleminin dünyaca tanınması ve netice alınması için elinizden gelen katkıyı yapmanızdır. Lütfen gerçekleri dünyaya duyuralım, bir birimize yardımcı olalım.

Bakü’nün en başarılı öğrencileri Türk okulunda

6 Kasım günü Azerbaycan Devlet Diller Üniversitesinde “Geçmişten Günümüze Azerbaycan ve Türkiye’de Vakıflar” Uluslararası konferansa katıldık.
Öğle yemeğinde Bakü’de bulunan Özel Türk okulunda bizleri misafir ettiler. Okulu gezdik ve gördük ki, bu okulda akıllı tahtalardan başlayarak her tür son teknoloji kullanılmış. Burada yok yok tüm odalarda kamera bulunuyor ve müdür istediği dersi anında dinleyebiliyor. Bir problem yaşandığında “kim haklı, kim haksız” olay velilere anında izletiliyor. Bakü’nün en başarılı öğrencilerinin bu okulda olduğunu öğrendik ve çok mutlu olduk.

Qız Qalası (Kız Galası/Kız Kulesi)

Bugün – 7 Kasım günü Bakü şehrini gezmeye başladık ve ilk ola¬rak Kız Kalesi’ni (Kız Galası) ziyaret ettik. Kız Galası’na gittiğimizde ise buradan Bakü’nün büyüleyici manzarasını izledik, anlattıklarına göre aynı yere eskiden savaş esnasında kadın ve çocukları saklıyorlarmış. İçinde kuyu var su için, her katta ufak ufak odalar var, her odada da ufak pencereler var. Kız Galası Hazar’ın hemen yanında bulunmaktadır. Buraya düşman hiç bir zaman girememiş ve hiç bir yerinde de değişiklik veya yıkılma olmamış, bundan dolayı da burası hiç değişmediğinden bu yeri bakire bir kıza benzetiyorlar.
Kız Galesi Bakü’nün, aynı zamanda Abşeron’un en muhteşem ve gizemli mimarlık abidesidir. Kale eski kale duvarlarının (İçeri Şehir) güney doğusunda, Denizkenarı Park’ın (Bulvar) yakınında yerleş¬mektedir. Yüksek kule şeklindeki bu nadir abidenin birçok tarihi ve mimari sırrı henüz açığa kavuşturulamamıştır.
Yüksekliği 28 m, birinci katın çapı 16,5 m’dir. Birinci katta duvarın kalınlığı 5 m.’ye ulaşır. Kalenin iç kısmı 8 kata ayrılmıştır. Her kat yonma taşlarla yapılmış, kümbet şekilli tavanla örtülmüştür. Kale 1964 yılında müze olarak faaliyete başlamış, 2000 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. Azerbaycan’ın simgelerinden biri olan Kız Galesi Azerbaycan parası üzerinde defalarca tasvir edilmiştir. Ardından sahil boyunda dolaştık, burada bulunan kafeteryalarda kahve ve çay içtik.

Türk Dünyası Yazarları Adına Verilen Yemek

Yemeği Azerbaycan Milletvekili Sn.Ganira Paşaeva Sumgayıtdaki TURAN Restoranda verdi. Restoranın sahibi Azerbaycan halkının sevdiği Azerbaycan Gaziler sDerneyi Başkan yardımcısı Mübariz Hacıoğludur. Onunla tanıştık sohbet ettik. Bu gecede de Türk Dün-yası’nın problemleri konuşuldu ve herkes kendi problemlerini dile gestirdi. Ayrıca bazılarının da çözüm önerilerini ortaya koydular. Sonunda bu anlamlı buluşmanın anısına resmler çekildi, hediyeler verildi.

Ermeni ve Rus Mezalimini Yerinde Gördük

Yollar çok güzel üç şeritli tek yöne doğru hızla ilerliyorduk, Rusya zamanından eser yoktu.
sYolda giderken genel tarihi bilgiler verildi. Bakü, Ermeni değil Rus işgalinden kurtuldu dediler.
Azerbaycan’da bu işgalin ve tecavüzlerin sonucus bazı rakamsal değerler ile verildi: Bu işgal sonucu bir milyon yüz bin kişi göç etmek zorunda kalmış, 20 bine yakın insan katledilmiştir, 50 bin insan sakat kalmıştır. 5 bin insandan bugün halen haber alınamamaktadır. Bu işin insani boyutu da var veya olması gerekmez mi, nerede insan hakları?
Birde bunun ekonomik ve sosyal boyutu vardır. Maddi boyuta detaylı girerek vaktinizi almak istemem ama o günkü değeri ile bu zulmün Azerbaycan`a maliyeti 60 milyar dolardır. 21. yılına girdiğimiz bu trajedinin ekonomik, sosyal, insani boyutunu tahmin etmek herhalde zor olmasa gerek. İşte bu zor dönemlerde Azerbaycan hem bağımsızlığını korumaya çalışıyor, hem de toprakları işgal olmuş, mecburi göçe zorlanan insanlara bakmak, doyurmak, okutmak, sağlığını korumak için çaba sarf ediyordu. Dolayısıyla Ermeni işgaline maruz kalan toprakların yeniden ülkenin kontrolüne geçmesi sağlanmalı ve 21 yıldır işgal edilmiş haklarının tazminat hakkını istemelidir bu konuda da tüm Türk Dünyası bu haklı davasında Azerbaycan’ın yanında olmalıdır.
Kısa bir Tarih; 15 Eylül 1918 tarihinde Azerbaycan’da Mehmet Emin Resulzade liderliğinde kurulan Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin varlığını kabul edemeyen Kızıl ordu güdümündeki Ermeni çeteleri Bakü olmak üzere Karabağ bölgesini tedrici olarak işgal etmişlerdi. Bu işgal ve katliamlar karşısında sıkıntı yasayan kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti yöneticileri Osmanlı yönetiminden acil yârdim talebinde bulunur. Osmanlı yönetimi aldığı kararla, Genel Kurmay Başkan Vekili Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa komutasındaki Türk İslam Ordusunu Azerbaycan’a gönderir. Nuri Pasa komutasında ki Türk Ordusu 15 Eylül 1918 tarihinde kardeş Azerbaycan’ın şimdiki başkendi Bakü’ye girer. Bundan daha once – işgalci güçlerle yapılan çatışmalar sonrası, Ağsu, Göyçay, Kürdemir ve Samahi gibi bölgeler kurtarılır.

Azerbaycan Halkına Yapılan Soykırımlar

Ermenileri kullanarak Ruslar tarafından Azerbaycan halkına karşı yapılan soykırımları:
1) 31 Mart 1918 soykırımı – resmi düzeyde Azerbaycan Türklerinin soykırım günü olarak anılır.
2) 20 Ocak 1990 Bakü katliamı – Sovyet tankları Bakü’de yüzlerce Azerbaycanlıyı katletmiştir.
3) 26 Şubat 1992 Hocalı soykırımı – Bu acımasız ve amansız soykırım, insanlık tarihine en korkunç toplu terör eylemlerinden biri olarak geçmiştir.
Hocalı trajedisi, yaklaşık iki yüz yıl boyunca Ermeni şoven-milliyetçileri tarafından Azerbaycanlıya karşı uygulanan etnik temizlik ve soykırım politikasının devamı ve en kanlı sayfasıdır. Soykırım politikasının ve icraatının ağır sonuçları iki milyon kadar Azerbaycanlının kaderini şu veya bu şekilde etkilemiştir.
4) 1994 Mayıs’ında zorlukla varılan ateşkese rağmen 17 yıldır 75 kilometrelik Azerbaycan – Ermenistan sınırında sular durulmuyor. Cephe hattı boyunca dağlarda yüzlerce keskin nişancı tutan Ermenistan ateşkese rağmen yüzlerce cana mal olan 1300 defa sınır ihlali yapmıştır.
5) 2012 yılının son aylarında cephe hattındaki hareketlilikte artış yaşanmaktadır. Azerbaycan devleti Rusya ve Ermenistan’dan tazminat hakkını istemelidir, bu haklı davasını dünyaya duyurabilmek Dünya’da yaşayan tüm Türklerin, hepimizin görevi olmalı. Bu haklı davayı biz buraya Türk Dünyasından gelen yazarlar kalemlerimizle önce insan¬larımıza daha sonra da dünyaya duyuracağız.
6) Ermeniler, her türlü yüzsüzlüğü, hileyi ve yalanı ortaya koymaktan çekinmiyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde sempozyumlar, paneller düzenliyor, sergiler açıyorlar. Bütün hedef Dünyada Türkleri soykırımcılıkla, işgalcilikle suçlamaktır. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili düzenlenen bu etkinliklere İngilizlerin HSCB Bankası ve Brıtısh Aırways’ın sponsor olarak destek verdiği de tespit edilmiş. Axa Sigorta Grubu içinde yer alan bu kuruluşların Ermenilere destek vermesi “altımızı oyuyorlar” anlamına gelmiyor mu? Bazı konulara dikkat etmek, bizi içten ve dıştan vurmak isteyenlerin oyununa gelmemek gerekiyor. Bugüne kadar dış baskılar nedeni ile Ermenilere çok büyük tavizler vermek durumunda kaldık, değdi mi? Kendi milli çıkarlarımızı niye ön plana almadık, niye düşünmedik bunları da sorgulayalım. Bunları not edelim ve gereken ne ise halkımıza bunları iyi anlatalım ve halk gerekeni zaten yapacaktır.

TOVUZ RAYONUNDAYIZ

Saat 14.00 da TOVUZ’a geldik, burada Ayan Palace oteline geçtik, bu hotelin içerisinin muhteşem bir görüntüsü vardı, otelin her yeri altın kaplamalı her yerden ışık saçıyordu. Ayan Palace’nin hemen altında Haydar Aliyev Parkı ve az ilerisinde Tovuz Olimpiyat Spor Kom¬pleksinin olması da ziyaretçiler için bir ayrıcalıktı. Eşyalarımızı otele koyduk ve hemen yemeğe geçtik. Burada TOVUZ Valisi ile bir toplantı yapıldı bazı tarihi bilgiler verildi ve daha sonra Alibeyli köyüne gitmek için yola çıktık.
Bakü’nün dışında ilk durağımız Tovuz İlçesi oldu. İlçede İcra Başkanı Tevfik Zeynalovla yapılan görüşmede Ermenistan’la kilometrelerce sınırı olan bölgenin coğrafi konumu, altyapısı, kültür nesneleri vb. hakkında detaylı bilgiler verildi, bizi ilgilendiren sorulara cevaplar verildi. Gezi boyunca Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva bizlerle refakat etti. Önce Ermenistan’la ön cephede bulunan Tovuz’un Alibeyli ve Hacallı köylerine gittik. Burada Ermenistan tarafından Rus silahları ile vurulmuş okul kapısını ve duvarlarını, evleri gördük. Ermenilerin Rus snayperleri ile yaraladıkları köylülerle görüştük, sohbet etme imkânı bulduk. İnsanlar kendi köylerinde rahat dolaşamıyorlar bu gün dünyada böyle bir tane daha köy var mı? Ben bilmiyorum ve bunu ilk defa duydum ve gördüm, maalesef bugün – Ekim 2012 yıllarında halen bunların yaşanıyor olması çok acı, çok…
Ermenistan Silahlı Kuvvetleri 1300 kez ateşkesi bozmuş ve sivil insanları, özellikle kadınları, çocukları, yaşlıları vurmuşlar. İnsanlarımızın kendi avlusunda, bahçesinde, evlerinin önünde, tarlada ve köyün neredeyse her yerinde Rus snayperlerle hedef alması gibi hiçbir kurala sığmayan vahşet eylemleri hakkında bilgiler alırken şaşkınlığımızı gizleyemedik. Tanık olduğumuz manzaralardan sarsıldık, Azerbaycan gerçeklerini bu ana kadar inanın bu kadar düşünemedik bile. Maalesef bu yazılanlar hepsi gerçek…

Ayrıca burada (GÖYTEPE – Tovuz) 8 bin yıllık tarih bulunmuştur ve bu gün tam sonuçlar bekleniyor Japonya’dan. İşte 8 bin yıllık tarih yakında ortaya çıkacaktır. Burada kazılar yapılmış, üstleri örtülmüş, buraya açık bir müze yapılacağını da söylediler.

TUZAK OYUNCAĞINIZ OLDU MU?

Tovuz Alibeyli köyü Azerbaycan – Ermenistan sınırında 75 km’lik bir mesafede. Azerbaycan-Ermenistan sınırında Ermeni askerleri içine patlayıcı koydukları oyuncakları Tovuz nehrine – Azerbaycan tarafına bırakarak Türk çocuklarının ölmesine neden oluyorlar.
Tovuz Bölgesindeki Alibeyli Köyü, keskin nişancıların gölgesinde yaşamaya alışık onlarca köyden bir tanesi.
Her şeye rağmen bu insanlar burada yaşamalarına devam etmektedirler. Burada bulunan bir nehir, bu nehir Ermenistan’dan Azerbaycan’a akıyor ve Rus uşakları Ermeniler, bunu bile kendileri için ne kadar küstahça kullanıyorlar. Bu nehirce çocuk oyuncakları atıyorlar ve bu oyuncaklar Azerbaycan’a geçtiğinde çocuklar bu oyuncakları alırsa, oyuncaklar patlıyor. Bu oyuncakların içine Ermeniler patlayıcılar yerleştirmişler. Evet, yanlış okumadınız oyuncakların içine patlayıcı yerleştirip patlamasını sağlıyorlar…
Ermeni askerlerin içine patlayıcı koydukları oyuncakları Tovuz nehrine bırakarak Türk çocukların ölmesine neden olmasını şiddetle kınıyoruz. Bunu yapanlara insan diyemeyiz, bu insanlık olamaz!..

EVİNE GÖTÜRDÜĞÜ OYUNCAK ELİNDE PATLADI

Alibeyli köyünden 13 yaşındaki Aygün Şahmalıyeva nehirde bulduğu bir oyuncağı evine götürmüş. Bu oyuncakla oynamaya başlar ve bir anda oyuncak patlar. Aygün evine götürdüğü oyuncağın patlaması ve şarapnel yaralanması sonucu hayatını kaybetmiştir. İşte bu gün bu dünyayı yönetenlere oyuncakla çocuklara kıyanlardan hesap sormak için sesleniyoruz ve soruyoruz Türk çocukları gibi sizin çocuklarınızın da tuzak oyuncağı oldu mu diye.!? Neredesiniz, insan hakları, AGİT, Birleşmiş Milletler, adaletiniz nerede? Yoksa bunlar sizin çocuklarınız değiller, siz ikiyüzlülükle bunu da geçiştirip birilerini kandırdığınızı mı zannediyorsunuz.!?
Sınıra yakın Alibeyli Köyü’nde Ermeni askerler sürekli ateş açıyorlarmış. İki ülke arasındaki sınır çatışmaları 1994′teki ateşkese rağmen hala sürüyor.
Bu Alibeyli köyünde evler dikkatimizi çekti, çünkü evlerin Ermeni sınırına taraf olan yere duvar yapılmış ve tüm ev çatıya kadar kapatılmış. Bu tarafta hiçbir pencere bile yok, nedeni de keskin nişancılarından görülmemesi için. Çünkü Ermeni sınırından keskin nişancılar insanları vuruyormuş. İşte bunu bu gün okuyanlar anlamakta zorluk çekebilirler, fakat maalesef acı gerçekler bunlardan ibaret… Köyde okul bombalanmış yeni bir okul yapılmış onu da eski okulun arkasına yapmışlar ki sınırdan görünmesin diye… Düşünebiliyor musunuz?!.
Burada yaşamak çok zor, gerçekten burada yaşayan bu kahraman köylüleri bir kere daha kutluyorum ve önlerinde saygı ile eğiliyorum. Her gün evine silah atılacak ve yaşamaya devam edeceksin – bu kolay bir iş değil.
Çocuğunu okula gönderiyorsunuz okula silahlar ile atış yapılıyor ve AGİT ve bir sürü uluslararası sivil toplum kuruluşları gelip gidiyorlar buralara amma hiçbir çözüm bulunamıyor. Hatta insanların anlattıklarına göre AGİT yetkilileri bu köye maskelerle, kurşun geçmez yeleklerle gelip geziyorlarmış. Düşünebiliyor musunuz? Ya bu köyde yaşayanlar, nasıl bir hayat sürdürüyorlar?

KÜRESEL GÜÇLER KÜRESEL ADALETİ UYGULAMAMAKTA İSRARCI

İşte dünyada ikiyüzlü Avrupa, Rusya v.s. bunların hepsi de Ermenistan’da bir asker ölse pireden deve yapıyorlar. Ya bu çocuklar ne yapsınlar, yine sormadan geçemeyeceğim, nerede insan hakları, nerede Birleşmiş Milletler.!? Maalesef dünyada hak güçlü olanın olmuş, çünkü bu gün küresel güçler KÜRESEL ADALETİ uygulamamakta ısrarcı ve düşünülmüyor bile. Bu da Türkler dünya yönetiminden gittiklerinden beri hep böyle devam etmekteler. İşte bu gün şunu iyi anladık ki, Türk Dünyası artık birleşmeli, çünkü Birleşmiş bir Türk Birliği oluşturulana kadar bu olaylar, bu adaletsizlik devam edecektir. İşte bunun için Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Cumhuriyetlerinin tekrar bir araya gelerek dün¬yada söz sahibi olmalarının ne kadar gerektiğini tüm dünyada yaşayan Türkler çok iyi görmeli… Ancak böyle dünyaya adalet dağıtabilir, dünya ancak o zaman adaletli yönetime kavuşabilir. Türkler Küresel Güç olduklarında küresel adaleti de gerektiği gibi uygulayacaktır dünya ve insanlık bundan emin olsun…
Azerbaycan Türkleri 17 yıl içerisinde bir sivil, çocuk veya ihtiyar öldürmemiştir, ya Ermeniler kaç çocuk ve sivil insan öldürdüklerini saya bilmişler midir?

DÜNYADA KÜRESEL GÜÇLER BU SORUYU HİÇ SORMUŞLAR MIDIR?

Burada Azerbaycanlı kardeşlerimiz Ermeniler ile savaşmıyor, burada savaş Ermenistanın havadarlarıiledir. Bunların da yarınlarını düşünmeleri gerekir çünkü burada yetişen çocukların nefretle büyüdüklerini bilmelidirler. Burada yaşayan yaşlıların da evlatlarına vasiyetleri bu şehitlerin kanının yerde kalmamasıdır. Bu gün güçlü olan devletler yarın güçsüz olduğu zamanı ve torunlarını da düşünmeleri gerekmez mi.!?

MÜZE GEZİLERİ

Bu hüzünlü tablodan sonra Tovuz şehrindeki Haydar Aliyev Müzesi ve Azerbaycan’daki ilk Âşık (Ozan) Müzesi olan – Hüseyn Bozalqanlı Müzesi ile tanışdık. Âşıklar müzesine gittik, âşıkların sazlarını ve resimlerini gördük. Ayrıca Haydar Aliev Müzesinde hatıra defterini imzalamak Türk Dünyası Yazarları adına bize Bulgaristan Türkü’ne nasip oldu. Ardından şehrin gece manzarasını, ayrıca Haydar Aliyev Caddesini seyretdik.
Akşam da Âşıkları dinledik, 3 erkek, 1 Bayan ve 1 Bayan piyanoda. Türküleri, besteleri, sözleri ve sazları ile çok anlamlı ve güzel bir geceydi…

KÖYLERDEKİ 40 BİN KİŞİ CEPHE HATTINDA

Türkiye Cumhuriyetinin dünyada çok güçlenmesi gerekir

“Sıfır noktası”ndaki köylüler ile beraber gezdiğimiz bir köyün vatandaşlarının son birkaç yıldır evlerinden çıkıp bir iki kilometre ötedeki ata-baba mezarlıklarını ziyaret edemediklerini öğrendik. Azerbaycan resmi makamlarının verdiği rakamlara göre toplam 180 bin nüfusu olan Tovuz Rayonu’nda 40 bine yakın kişi cephe hattında yaşıyor. Devlet, sınırda yaşayan halka mali yardım sağlıyor, sınırda yaşamı destekleyen bir politika izlemeye çalışıyor. Zaten bölge halkının da Türk topraklarını bırakıp gitmeye niyeti yok.

SAVAŞMAYA HAZIRIZ

Azerbaycan Milletvekili Sn. Paşayeva Azerbaycan’ın sorunun diplomasi ve görüşmeler yoluyla çözümünden yana olduğunu söylüyor ve ekliyor, “Ancak barış görüşmeleri bir sonuç vermezse, Azerbaycan devleti kendi toprak bütünlüğünü sağlamak için tüm imkânlarını kullanacaktır, olmadı mı bizler artık savaşmaya hazırız” dedi.
Peki, Azerbaycan Türkleri gerçekten de savaşmaya hazır mı? Askeri olanaklar düşünüldüğünde sorunun yanıtı “evet”. Hatta sokaktaki vatandaş bile “Beş günde tüm Ermenistan’ı temizleriz” görüşünde. Ancak Rusya’nın Erivan’a verdiği güçlü destek devam ederken savaş ilanı demek bölgede Türkiye’de dâhil birçok aktörü karşı karşıya getirebilecek bir fitili ateşlemek demek. İşte bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyada daha çok güçlenmesi gerekir. Bunu da, Türkiye dışındakiler çok iyi bilmekteler, tabi, bunu Ankara’ya da bir anlatabilsek.

GENCE’DE NİZAMİ TÜRBESİNİ ZİYARET

Tovuzdan Ağdama gederken yolüstü Gencedeki NİZAMİ Türbesini ziyaret ettik.
Türk Dünyasının en büyük şairlerinden biri olan Nizami, 1141′de Gence’de doğdu. Asıl adı Cemaleddin Ebu Muhammed İlyas bin Yusuf’tur. Dünyada bazan yanlış olarakdan Fars şairi olarak tanıtılan Nizami kendi eserlerinde özellikle memleketi Gence’ye olan sevgisini dile getirmiştir. İlk kez Leylâ ile Mecnun’u, mesnevi şeklinde yazanlardandır.
Tüm şiirleri Farsça yazılmıştır. Hemse (Xəmsə/Khamse) ya da Beş mücevher (Panj Ganj) denilen eserleriyle ünlüdür. Henüz hayat¬tayken ün kazanan Nizaminin ‘Hamse’sinde, Nizami’nin 1177′de yazdığı ‘Sırlar Hazinesi’, 1180′de yazdığı ‘Hüsrev ve Şirin’, 1188′de yazdığı ‘Leyla ile Mecnun’, 1196′da yazdığı ‘Yedi Güzel’ ve 1197-1209 arasında yazdığı ‘İskendername’ adlı mesneviler yer alır.
Genceli Nizami’nin kıymetli eserleri, kendisinden sonra gelen büyük sair ve düşünürleri de etkiledi. Nizami’nin ‘Hamse’de işlediği konular, daha sonra Sadi Şirazi’nin ‘Bostan’ında, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ‘Mesnevi’sinde, Emir Hüsrev Dehlevi’nin ‘Hamse’sinde, Arif Erdebili’nin ‘Ferhadname’sinde, Alişir Nevai ve Abdurrahman Cami’nin ‘Hamsal’larında ve Muhammed Fuzuli’nin ‘Leyla ile Mec¬nun’unda yeniden işlendi. Nizami eserlerinde haksızlığa nefretler yağdırdı. İnsana ve insanlığa yüksek değer verdi. Sevgi, hürriyet ve mesleği yüceltti. Vatan, toprak ve hayat gibi kavramları ilahileştirdi. Hayatın anlamını insana ve insanlığa saygıda gören mütefekkir şair Nizami, eserlerinde Türkçe’deki deyim ve atasözlerini bol miktarda kullandı.
Avrupalı araştırmacılar 17′inci yüzyıldan itibaren Nizami’nin eserleriyle ilgilenmeye başladılar, önce Fransız d’Erbelo, ardından Hammer Purgştal, Nizami hakkında bilgi veren yazılar yazdı. Daha sonra V.Baher, Eduard Braun, M.Hautsta, R.Levi, Rıpka ve Arberri başta olmak üzere, birçok batılı Nizami’nin eserlerini çevirerek, hakkında makaleler yayımladı.
Eserlerinin önemli bölümünü, dönemin edebi akımlarına uygun olarak ve Şah Ahistan’ın isteği üzerine Farsça kaleme alan Nizami, İran edebiyatı üzerinde de önemli etki yaptı. Rusça’ya da eserleri çevrelen Nizami’yi Türk Dünyası, Mehmet Emin Resulzade’nin ‘Azerbaycan Şairi Nizami’ (Ankara-1951) adlı eseriyle daha yakından tanıdı.

ZİYARETİMİZİ AĞDAM İLİ İLE DEVAM EDİYORUZ

Bu şehrin %70 işgal altında… Ağdam savaş yıllarında en çok Azerbaycan Türkü’nün şehit düştüğü bölgelerden olarak kayıtlarda yer alı¬yor.
Ağdam İlçesi’nde (Quzanlı bölgesi’nde) once Uluslararası Avrasya Basın Fonu (BAMF) Başkanı Umut Rahimoğlu, Ağdam İcra Başkanı 1. Yardımcısı Zülfü Gasimov ve İcra Başkanı temsilcilerinin katılımıyla Bayrak Meydanı ve Şehitler Anıtı kompleksi ziyaret edildi.

ORTA GARBENT KÖYÜ’NDEYİZ

Köyün içine girdik yürümeye başladık az ileride bir cenaze vardı ve bu cenazeye de katıldık. İçeride hepimize çay ikram ettiler, birlikte dua ettik ve başsağlığı diledik. Daha ileride bir taş duvarının önünde bir ev vardı, o evden bir yaşlı anne çıktı elinde torununun resmini tutuyordu. Torunu Fariz evin önünde oynarken bir kurşun Ermeni sınırından çocuğun oyununu oracıkta bitirivermiş ve Fariz şehit olmuş 9 yaşında… Bu olayı yazmak ve okumak bile zor; ya bu ateşin düştüğü ailenin hali…
Evet, dünya kadınlar gününü kutlar iken Farizin annesi ve babaannesine de bu dünyada insan haklarından bir “hediye” mi acaba? Ermeni snayperinin açtığı ateş sonucunda 2011 yılının 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Ağdam rayonunda (Orta Garbent köyünde) yaşayan 9y. Fariz Badalov evinin önünde vurulmuş: saat 17.00 da… 9 yaşındaki Fariz Bedelov, Ermeni keskin nişancı askerlerin 2 km’den açtıkları ateş sonucunda Rus kurşunu ile can vermiş… Ardından bu evin arkasına Ermeni sınırı tarafına 886 metre duvar yapılmış. Sınırdan görülmesin diye… Her şeye rağmen bu Ermeniler, yarın Ruslar onları bıraktıklarında ne yapacaklar? – merak ediyoruz diyor halk…
Ateşkes ihlalinin son kurbanları çocuklar olunca Azerbaycan’ın rahatsızlığı öfkeye dönüştü. Dünyada yapılan hiç bir şey karşılıksız kalmaz, ektiğinizi inşallah çok yakında biçersiniz. Bu yaşananları tüm Türk Dünyası hiçbir zaman unutmamalıdır. Düşünebiliyor musunuz evinin önünde oynarken oğlunuz vuruluyor? Bunlara insan denebilir mi bilmiyorum.
Halk ise burada evlatlarına şunu söylüyor: Ermenileri hiçbir zaman unutmayınız. Bir atasözümüz der ki, “rüzgâr eken fırtına biçer”, yarın Ermenilerin torunları bu rüzgârları biçmeye hazırlıklı olsunlar. Bir başka atasözümüzde “Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur” der. Bizim evlatlarımıza vasiyetimiz bu akan kanlar yerde kalmamasıdır. Bu sınır boyunda köylerde yaşam aşağı-yukarı hep aynıdır.

Düşünebiliyor musunuz yaşadığınız evinizin önünde bile vurulabilirsiniz. Ayrıca sınıra bakan pencereniz varsa evinde de rahat değilsin demektir. Onun için sınır tarafta bulunan tüm pencereler kapatılmış du¬rumda.
Evet değerli okuyucular belki anlamakta zorluk çekiyor olabilirsiniz, amma maalesef gerçekler bunlar. Bizlere köylüler siyorlar, burada sadece gerçekleri ortaya çıkartan yazılar yazın ve sizlerden yalan yazmanızı istemiyoruz sadece gerçekleri gördüklerinizi yazın yeter…

AGİT, İNSAN HAKLARI VE BENZERİ KURULUŞLAR NEREDE?!.

Bu duruma rağmen bu kahraman köylüler burada çoluk çocuk yaşamalarına devam ediyorlar ve ‘biz burada ata topraklarını kimseye bırakmayacağız, bunu her kez böyle bilsin’ diyorlar. Diyorlar ki, ‘Biz Türkler Ermenilerden korktular, kaçtılar dedirtmeyeceğiz.’ Ayrıca bu köyde ve diğer yakın köylerde de bayramları insanlarımıza zehir ediliyor. Bayramda her za¬man o Ermeni keskin nişancıları iş başında ve Azerbaycanlılar rahat bir bayram geçirdiklerini hatırlamıyorlar, asıl bayramlarda silah sesleri yükseliyor ve bayram zehir ediliyor. Bu köyde bir de traktörcü ile görüştük o da traktörü ile çift sürerken bacağından vurulmuş. ‘Biz burada rahat çalışamıyoruz, kendi tarlalarımızda bile silah sesleri dinmiyor, daha çok geceleri çalışıyoruz. Gece ay ışığı varsa yine çalışamıyoruz, çünkü ay ışığından traktör görünüyor.’ Bunlara rağmen burada 1-2 m. boş kalmamıştır, tüm tarlaların işleniyor olması bizleri çok memnun etmiştir. İşte bunları gördükçe burada yaşayan Türk köylülere hayranlığımız bir kez daha da arttı.
Kısaca evinin içinde, önünde, sokakta, okulda ve topraklarında bile çalışmak için gözler hep sınırda. Evet, buna da yaşamak diyen AGİT, İnsan Hakları ve benzeri kuruluşlar nerede? Buraya AGİT, BM’den gelenlerin raporlarını, bu gördüklerinden neleri yazabildiklerini görmek isterdim…
Görmüyor musunuz, kör müsünüz, yarın sizin de bir evladınız ölmesi mi gerekir.!? Buraya gelen AGİT ve BM temsilciler kurşungeçirmez yelekler ile geziyorlarsa, evet, buna iki yüzlülük değil de ne denilir.?!
Bunu da herhalde insanlar korkup köylerini bıraksınlar diye yapıyorlar, amma yanılıyorlar hiç kimse buradan gitmeyi düşünmüyor, her şeye rağmen tarlalarını gece de olsa çalışıyorlar. Böyle bir köyde yaşayabilen bu kahraman köylülerin önünde saygıyla eğiliyor ve sabırlar diliyoruz kendilerine. Gülen her zaman gülmez, ağlayan her zaman ağlamaz. Biz Türkler 200 yıldır ağlıyoruz, artık gülmek bizim de hakkımız..!

TERTER ŞEHRİNE GELDİK

Azerbaycan – Ermenistan cephe hattında 2012 yılın 10 ayında 15 Azerbaycan askerinin şehit olduğunu belirtiyorlar, ayrıca 18 askerin de yaralandığını belirtiler. Son 10 aylık süre içerisinde Ermenilerin yaklaşık 1.300 dolayında ateşkes ihlali yaptığını söylediler.

İŞTE İKİYÜZLÜ İNSAN HAKLARI YİNE YOK?

Günün ikinci yarısı Terter İlçesi’nin düşmanla temas hattının yakınındaki Kapanl köyünde bulunduk. Onlara eşlik eden Terter İcra Başkanı yardımcısı Ramiz Şabanov işgalci Ermenistan ordusunun bu köye devamlı ateş altında tuttuğunu, ateş hattına yakın köylerde sivil halkın yaşadığı sorunlar; anlatdı.
Geçtiğimiz ay (Ekim-2012), Kurban Bayramı günü mayına basarak ölen 25 yaşındaki Elmaddin Guliyev’in ailesini ziyaret ettik. İki küçük torunu öksüz kalmış, dedesi her şeye rağmen oğlunun kanını yerde bırakmayacağını, torunlarını da bunun için yetiştireceğini söylüyordu.
Çatışmaların çoğu Ağdam, Füzuli, Goranboy ve Terter bölgelerinde meydana gelmiş. Kapanlı köyünde halk tarlalarını çalışamıyorlar, bir traktörcü konuşuyor; Ben akşamları çalışıyorum traktörüm ile çünkü gündüzleri silah atılıyor Ermeniler tarafdan. Bizler böyle kendi tarlalarımızda hatta köyde bile rahat dolaşamıyoruz.
Evet bu sınır boylarında insanların problemleri her yerde olduğu gibi hep aynı Ermeni snayperleriydi. Burada da köy halkı her yerde olduğu gibi bıktık artık bu silahlardan, dışarıdan yabancılar gelip gelip gidiyorlar amma hiçbir çözüm yok. Burada bu köyde mayınlara basanlar da çok. Yabancılar geliyorlar sözde araştırmalar yapıyorlar…

Azerbaycan-Ermenistan sınırının en tehlükeli noktalarından olan Kapanlı köyü, son dönemde hareketliliğin en çok görüldüğü nok¬talardandır. “Sıfır noktası”nı simgeleyen demir bari¬yerler, Azer¬baycan Terkleri’nin serbestçe gidebildiği son nokta… Buraya tüm Türk Dünyasından gelen arkadaşlar hep birlikte gittik. Bu sınıra yakın Azerbaycan Türklerine ait bir de mezarlık varmış, 200 metre uzaklıkta. Bu mezarlığa giderken bile insanlar vuruluyor, evet insanlar dedelerinin mezarlarını ziyaret edemiyorlar. Bu da insan haklarından sayılıyor amma kime?
Bir eve gidiyoruz evin camı yok aylardan ekim, yıl 2012; evet, camları yok. Silahlarla kırılmış, bıktık artık diyor bir yaşlı nine yeter yeter artık diye bağırıyordu. Eve girdik evin duvarlarında içeride kurşunların izleri net görünmektedir, evet evin içinde dışındaki duvardan daha çok kurşun yaraları var. Ev iki kat, 3 oda var katta amma onlar hepsi (5 kişi) arka tarafta bulunan bir odaya yerleşmişler ve o odadan çıkamıyorlar.
Bunlara rağmen ben evimi bırakmam diyor, camları onlar kıracak ben takacağım diyor ve ekliyor, Ruslar Ermenistan’ı bırakacağı günü sabırla bekliyorum diyor.

SON DURAK GUBA ŞEHRİ

Türk Devlet ve topluluklarından gelen yazarlar Azerbaycan’ın Guba kentinde

Guba’ın Eğri köyünde Kafkas İslâm Ordusu’nun 1918 yılında şehit olan 2 Türk Askerinin anısına yaptırılan Şehitlik bulunduğunu öğrendik. Bu şehitlerin isimle¬rinin Hacı Sefer ve Hacı Ali olduğunu ve memleketlerinin belirtilmediği söylendi. Azerbaycan’da 1130 Türk Askerinin Şehit olduğunu bildirilmiştir.

TÜRKLER VE YAHUDİLERE SOYKIRIM

10 Kasım’da Guba toplu mezarlığını ziyaret ettik. Buraya SOYKIRIM MEZARLIĞI diyorlar. DTGYB Başkanı Ekber Goşalı ve Guba Gençlik-Spor İdaresi Müdürü Mustafa Nöhbalayev toplu soykırım mezarlığı hakkında, genellikle 1918 yılında Ermenilerin kendi destekçilerinin yardımı ile yaptıkları soykırımlar hak¬kında konuk yazarları bilgilendirdiler. Mustafa Nöhbalayev Türk Dünyası kardeşliğinin, özellikle Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin 1918′den daha öncelere dayandığını belirterek uluslararası arenada gururla Türkiye ile kardeş olduklarını ifade ettiklerini söyledi. Nöhbalayev “Biz dünyada tek değiliz. Bizim dünyada Türkiye gibi bir kardeşimiz var” dedi.
Guba Soykırım Mezralığına geldiğimizde gözlerimize inanamadık, 600 kişinin kafatasları… çocuk, kadın hepsi var. İlginç olanı burada soykırıma uğrayanların – Azerbaycan Türk’ü ve Yahudilerin bir arada olmalarıdır. Bunların kafataslarında çiviler var bazılarında, bazılarının başları parçalanmış ve her türlü işkence yapıldığı ortada. Buradan örnekler alınmış ve şu anda da halen araştırılıyormuş, ileride net olarak çıkacak bunların ölüm nedenleri ve kimler oldukları.

***
…Buraları ziyaret eden genç yazarlar, burada gördüklerini (gerçekleri!) kendi bölgelerinde ve kendilerinden sonra gelecek nesillere bırakacaklarının bilincindeydiler. Artık tarihten bahsederken, tozlu sayfalarda saklanan altın harflerden değil, bu harflerin oluşturduğu kelimelerden de değil, o kelimeleri fikirleştiren yepyeni bir tarihten söz etmeliyiz. Büyük ve genç potansiyeline sahip olan Türk Dünyası bizlere ayrı bir dinamik katacak ve birçok olayı daha bilinçli bir şekilde idrak etmemizde yardımcı olacaktır.
Türk Dünyası Gençleri dünyanın dört bir yanından iman, bilgi, dürüstlük, cesaret ve ülkü getirip burada gerçeklerle harmanladılar bunları. Getirmiş oldukları bilgileri gerçeklerin süzgecinden geçirip, burada doğruları buldular. Sırtlarında geleceğin yükünü taşıyor muşçasına sorumlu davrandılar. Gördükleri her şeyi sorguladılar, öğrenmeye gayret ettiler ve böylece net olarak her şeyi gözleri ile gördüler, elleri ile dokundular… Buradan ötesi eline kalemleri alıp gördüklerini yazmak olacaktır. Türk yazarları şunu çok iyi bilmekteler ki, HAYAT NEYİ NİYE YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNEBİLECEĞİMİZ KADAR UZUN. AMA DÜŞÜNMEDEN YAPTIKLARIMIZI TELAFİ EDEBİLECEĞİMİZ KADAR UZUN OLMAYABİLİR.
Türk Dünyası yazarları bu yaşananları yerinde görme imkânı buldular, gördüklerini not ettiler ve her bilgiyi kendi insanlarına ulaştırmaları için buraya gelen herkes çok büyük gayret gösterdi deye bilirim.
Burada gerçekten büyük işler yapıldığını herkes bilmelidir. Tarihten de bilindiği gibi Türk Milleti büyük işleri tarihten bu yana hep yapmıştır ve bizlerde bunu devam ettireceğiz. Yalnız zaman mekân ve metot değişebilir, dün Çanakkale’de top tüfek ve süngüyle yapılanlar bu gün burada eğitim, bilgi ve kalemle yapılıyor. Yarında neyi nasıl gerek¬tirirse onu öyle yapacağız.
KİM NE DERSE DESİN, BÜTÜN DÜNYA BUNUN KARAKTER MESELESİ OLDUĞUNU ER YA DA GEÇ ANLAYACAKTIR.
Buraya gelen yazarların, gelecekte Türk Dünyası’na çok daha önemli katkılarda bulanacaklarını inancımız tamdır.

***
Son olarak, işgal altındaki Dağlık Karabağ sadece Azerbaycan’ın değil, tüm Türk Dünyasının sorunudur! Bu sorunun çözümü için bizler el ele, omuz omuza olmalı; bu uğurda Türk Dünyası olarak birbirimize kenetlenmeliyiz. “Geldik, gördük, yazdık” konulu etkinliğin hedefine ulaşması için tüm Türk Dünyasını dolaşmalarını diliyor, bu etkinliğe emeği geçenleri de yürekten kutluyoruz.
Türk Dünyası yazarları burada gördüklerini not ederek yarın bölgelerine gittiklerinde onları daha detaylı yazacaklarının sözünü verdiler ve böylece bu araştırmalarının da sonuna gelindi. Burada Türk Dünyası yazarları çok güzel sonuçlar çıkardılar.

AYAKLARIMIZI GEÇMİŞİN ÜZERİNE KOYUP, KOLLARIMIZI GELECEĞE DOĞRU UZATTIK..!

TÜRK DÜNYASI GENÇLERİ GELECEKLERİNİ TAYİN EDİLMESİNİ BEKLEMİYORLAR GELECEĞE YÖN VERME YARIŞINA GİRİYORLAR
Evet, akıl ve gönül kesiştiğinde hakikat meydana çıkar. Bu noktadan bir birimizin çevresinde ellerimizi sallayarak vedalaşıyor ve memleketlerimize, geriye dönüyoruz. Bu gün sınırların kalkmasından bahsedenler çoktur, fakat bizler Türk Yazarları bu işi ilk once aramızda yapıp, kalplerdeki sınırları kaldırdık işte bizimde amacımız kalplere, gönüllere girmektir.

Azerbaycan’da misafirliğimiz sona erdi, şahsen yıllarca okuyup sahip olamayacağım şeyleri burada gördüm öğrendim. Ayaklarımızı geçmişin üzerine koyup, kollarımızı geleceğe doğru uzattık..! Bu toplantının dozenlenmesinde emeği geçen herkese bir kere daha teşekkür eder ve bizlere bu fırsatı tanıdıklarından dolayı kendilerini hiçbir zaman unutmayacağımızı ve her zaman gönlümüzde olacaklarını bilmelerini istiyoruz.
Azerbaycan kardeşlerimiz bize ayrılırken şunu söylediler; ‘KARDEŞLERİM, EKSİK KALANLAR İÇİN ÖZÜR DİLERİZ, FAZLASI İÇİN TEŞEKKÜR İSTEMEYİZ.
Bizlerde ‘Özür dilemek bize düşer, siz Türklüğü Türk yapan değerlerden biri olan misafirperverliği bizden esirgemeyerek bu güzel topraklarda yaşamayı hak ettiğinizi ispatladınız. Her gün kurşunların altında bile yaşayabilen Kahraman Azerbaycan halkını kutluyor ve TÜM AZERBAYCANLI KARDEŞLERİMİZ SAĞ OLUN VE SONSUZA DEK VAR OLSUNLAR diyoruz. Tanrı Azerbaycan Halkını korusun ve yüceltsin’ dedik.

SİLAHIMIZ OLAN KALEMLERİMİZİ DAĞLIK KARABAĞ İÇİN SEFERBER EDİYORUZ!

Dağlık Karabağ probleminin dünyaya doğru bir şekilde anlatılması için silahımız olan kalemlerimizi tümünü seferber etmeye hazırız!
Buradan Azerbaycan’a ‘Turist’ gibi gelip gidenlere (AGİT, BM vs.) sesleniyoruz: Lütfen Azerbaycan’ı gezerken sadece bakmayın, gerçeği görün ve ‘insan’ olarak kendinizi orada yaşayanların yerine koyarak düşünün.
Her gün tarlanıza giderken, sokakta yürürken, hatta evinizde çocuğunuza taciz ateşi açıldığını hayal edin. İnsan kalabilmiş isek bunun hayalinin bile ne kadar ıstırap verici olduğunu çok rahat anlayabiliriz. İşte o insanlar bunu her gün değil ‘hayal’ bizatihi yaşıyorlar. Her gün ölüp ölüp diriliyorlar. İşte burada bizim görevimiz yaşanan bu insanlık dramını dünyaya duyurmak ve bu durumun biran önce düzeltilmesi için sesimizi her yere ulaştırmaya çabalamalıyız.
Buradan Ermenistan`a özellikle de Rusya’ya sesleniyor, derhal işgali altındaki Azerbaycan topraklarından çekilmesi çağrısında bulunuyoruz.

KÜRESEL ADALETİ YENIDEN OLUŞTURMALIYIZ

Başta büyük Türk Dünyası’na, bütün İslâm ve Hıristiyan âlemine sesleniyoruz:
Azerbaycan halkının haklı davasını görmezden gelmeyin..!
Gelin gerçekleri görün, “insanlık” adına destek verin.
Eminim ki, bizim kalemlerimiz, bunlara hatta dünyaya ulaşacaktır, yeter ki, insanlık insani duygularını kaybetmemiş olsun. Bugün dünya Küresel Güçlerden çok Küresel Adalete muhtaçtır. Eskiden olduğu gibi Türklerin başta olduğu KÜRESEL ADALETİ yeniden oluşturmalıyız.
Azerbaycan Devleti Ermenistan’dan tazminat hakkını her platformda önemle dile getirmelidir. Türk Cumhuriyetleri bu konularda öncü olmalı Azebaycanı haklı davasında desteklemelidir. Türk Dünyası dünyada ‘Adaletin tesisi’ için dünya çapında stratejiler geliştirmeye başlamalıdır. Bunun için hep birlikte emek sarf etmeliyiz.
Biz Balkan Türkleri ve de özellikle Bulgaristan Türkleri zalimin zulmünün ne olduğunu çok iyi biliriz. Yirminci yüzyılda bütün insanlığın karşısında alınlarımıza silah dayayarak adımızı değiştirdiler ve zorla Hıristiyan yapmaya çalıştılar. Böyle zulümler ancak ortaçağda görülmektedir. Bu nedenle Azerbaycanlı kardeşlerimizin halini anlayabilenler bizleriz ve de onlara elimizden gelen desteği esirgememeliyiz.
Hepimizin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Bulgaristan’da ka¬muoyu oluşturabiliriz ve de bunu mutlaka yapmalıyız.
Azerbaycanlı kardeşlerimizin dertlerine, sevinçlerine kayıtsız kalınmamalı, Türk Dünyası ile Azerbaycan arasında köprü kurarak bu çalışmaların devamı sağlanmalıdır.
Tüm Azerbaycan Türkleri Sağ olsunlar ve sonsuza dek var olsunlar!

 

You may also like

Şərh yaz

Layihə haqqında

Sayt Azərbaycan Respublikasının Qeyri-Hökumət Təşkilatlarına Dövlət Dəstəyi Agentliyinin maliyyə yardımı ilə hazırlanmışdır.

Saytın məzmunu

Saytın məzmunu DGTYB İctimai Birliyinin cavabdehliyindədir, bu baxımdan saytın məzmunu Azərbaycan Respublikasının Qeyri-Hökumət Təşkilatlarına Dövlət Dəstəyi Agentliyinin mövqeyini əks etdirmir.

Bizim Yazı ©2022 – Bütün hüquqları qorunur.